ÜÇ BARO, İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ GENELGESİNİ YARGIYA TAŞIDI!

Mersin, Denizli ve Antalya Baroları, Emniyet Genel Müdürlüğünün ses ve görüntü alınmasına ilişkin genelgesini yargıya taşıdı. Mersin Barosu tarafından kamuoyunda tepki çeken Emniyet Genel Müdürlüğü'nün, toplumsal olaylarda polisin müdahalesinde ses ve görüntü kaydı alınmasına yönelik genelgenin iptali ve yürütmenin durdurulması için dava açtı. Mersin Baro Başkanı Bilgin Yeşilboğaz, Mersin Nöbetçi İdare Mahkemesi'ne verdiği 9 sayfalık dava dilekçesinde, gerekçeleri sıraladı, genelgenin açıkça hukuka aykırı olduğunu, telafisi imkansız zararların oluşmaması için yürütmeyi durdurma kararının verilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Bilgin Yeşilboğaz, iptalini talep ettikleri genelgeye göre genelgenin uygulanması durumunda telafisi imkansız zararlar meydana gelebileceğine dikkat çekerek “Zira genelgenin yayımlanmasından hemen 4 gün sonra, 1 Mayıs gösterileri nedeniyle polisin uyguladığı orantısız güç kötü muamele yasağının ihlali niteliğindedir. Basına düşen görüntüler durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için yasanın aradığı her iki şart da dava konusu olayda mevcuttur” ifadesine yer verdi.

“NORMLAR HİYERARŞİSİNE AYKIRI…”

Genelgenin hukuka aykırı olduğuna dair sebeplerin sıralandığı dava dilekçesinde şu ifadelere yer verildi…

* Genelge, normlar hiyerarşisine aykırı olup unsurları açısından sakattır. Dolayısıyla normlar hiyerarşisi sıralamasında; yayımlanan bir genelgenin Anayasa, taraf olunan uluslararası sözleşmeler, yasalar, yönetmelikler ve tüzüklerden sonra geldiği ve bunların hepsine uygun olması gerektiği açıktır.

* Kolluk kuvvetlerinin temel hak ve özgürlükleri ihlal etmelerine olanak tanıyacak bir genelge salt bu sebeple dahi yok hükmünde kabul edilmelidir. Anayasa'da belirtilen istisnai haller dışında idarenin asli düzenleme yetkisi yoktur. İdare ancak kanunlarla belirlenen genel çerçeve içinde kalarak düzenlemeler yapabilir.

“SUÇ İŞLENMESİ BAŞKA KANITLA İSPATLANAMAZ”

Dava dilekçesinde kolluk kuvvetinin, görevini yaptığı sırada, suç işlemesinin başka türlü bir kanıtla ispatlanamayacak olması ve sokakta ya da ev baskını sırasında yaşanacak temel bir hakkın ihlalinin ani gelişmesi karşısında yetkili makamlara başvurma olanağının da olmayacağının açık olduğu vurgulandı. Ayrıca, yasaklamanın AİHS madde 6’da düzenlenen adil yargılanma hakkının, Anayasa’da madde 36’da düzenlenen hak arama hürriyetinin, mağdur ve müştekiler için ayrıca AİHS madde 13′ te düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlalinin kanıtlanmasını da engellediğine vurgu yapılarak, burada da genelgenin amaç bakımından da sakat olduğu sonucuna ulaşıldığının altı çizildi.

“GENELGE İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR”

Ses ve Görüntü Kaydı Alınması konulu genelgenin insan haklarına aykırı olduğu belirtilen dava dilekçesinde şu görüşler dile getirildi…

* Anayasada ve AİHS’te güvence altına alınan barışçıl toplantı ve gösteri yapma özgürlüğüne yönelik kolluk güçlerinin ölçüsüz ve orantısız olacak şekilde keyfi müdahalesinin önünü açmakta bunun yanı sıra işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edilmesine sebep olacak ağırlıktadır.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALİNE SEBEBİYET VERECEKTİR”

Dava dilekçesinde genelgenin basın özgürlüğü ihlallerine neden olacağını vurgulanarak bu konuda şu gerekçelere yer verildi…

* Genelgede ayrıca gazeteciler yönünden bir istisna da belirlenmediğinden, haber takibi yapan gazetecilerinin engellenmesine sebep olunarak hem ifade hem de basın özgürlüğü ihlaline sebebiyet verecektir.

* Kolluk kuvvetlerinin olası suçların üstünün örtülmesine ve görünmez kılınmasına yol açacak bu düzenlemenin iptali hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Basın hürdür, sansür edilemez. Anayasa'nın “Basın hürriyeti” başlıklı 28'inci maddesi bu şekilde başlamaktadır.

* Dava konusu idari işlem, Basın ve Haberleşme hak ve hürriyetini de gözetmemiş ve buna ilişkin istisna tarif ya da düzenlemesi ihtiva etmemiştir. Nitekim genelgenin açıklanmasıyla birlikte kolluk güçlerinin, muhabirler elindeki cep telefonlarını alarak görüntü almalarını engelledikleri ve dayanak olarak dava konusu genelgeyi gösterdikleri, 01.05.2021 tarihinde Ankara Kızılay'daki 1 Mayıs gösterilerini haberleştirmek isteyen muhabirlerin yaşadığı olaydır.

DENİZLİ BAROSU DA DAVA AÇTI

Denizli Barosu, Danıştay'a gönderdiği dava dilekçesinde genelgenin Anayasal ve yasal dayanağı olmadığına vurgu yapıldı. Denizli Barosu'ndan yapılan açıklamada; “T.C. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü aleyhinde, öncelikle yürütmenin durdurulması, yapılacak olan yargılama sonunda da iptal edilmesine karar verilmesi istemiyle Danıştay'da dava açılmıştır” denildi.

“FAŞİZMİN AYAK SESLERİ”

Denizli Barosu Başkanı Müjdat İlhan yaptığı açıklamada; “Bu genelge faşizmin ayak sesleridir. Tamamen yürürlükteki kanunlarımıza, en üst yargı mercii olan Anayasa Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve uluslar arası diğer sözleşmelere aykırıdır. En basitinden basının doğru haber alma ve bunu yayma hakkını elinden alıyorlar. Şiddete maruz kalan kişinin kendi adına şiddet gördüğünü ve orantısız güce maruz kaldığını ispat edebileceği tek argümanı olan görüntü kaydını engelleyerek suçu kaynağında örtbas ediyorlar” ifadelerini kullandı.

“KANUNSUZ EMİR”

Dava dilekçesinde genelgenin ‘Kanunsuz Emir' niteliğinde olduğu belirtilerek polis tarafından uygulanmasının yasal mevzuata aykırı olduğu kaydedildi. Suç teşkil eden emrin hiçbir şekilde yerine getirilemeyeceği hatırlatılarak, “konusu genelgenin uygulanması yetki aşımı yoluyla yasal mevzuata aykırı olarak alınmış bir kararın uygulanması niteliğindedir ve kanunsuz emir niteliği taşımaktadır. Ayrıca genelge ile kolluk mensuplarından istenen davranış biçimi bir suça vücut verdiği için bu emrin yazılı olarak iletilmiş olmasına dayanarak eylemde bulunanlar cezai sorumluluktan kurtulamayacaktır” ifadelerine yer verildi.

“YÜRÜTME DURDURULSUN”

Dava dilekçesinde ayrıca yürütmeyi durdurma kararının ivedilikle tesis edilmesi gerektiği belirtilerek; “Tüm bu nedenlerle davalı idarenin keyfi, açıkça hukuka aykırı, vatandaşların mağduriyetine ve hukukun temel ilkeleri ile insan haklarının ihlaline sebebiyet verecek nitelikteki idari işleminin iptalini, idarenin uygulayacağı işlemler sebebiyle doğabilecek zararların önlenmesi açısından cevap süresinin kısaltılmasını ve yürütmenin durdurulmasını talep etme zorunluluğu doğmuştur” denildi.

ANTALYA BAROSU, DANIŞTAY’DA DAVA AÇTI

Öte yandan Antalya Barosu da Emniyet Genel Müdürlüğü'nün “Ses ve görüntü alınması” konulu Genelgesiyle ilgili olarak, öncelikle yürütmenin durdurulması, yapılacak olan yargılama sonunda da iptal edilmesine karar verilmesi istemiyle Danıştay'da dava açtı.

70deff1d-b1fd-41af-9f38-db81623cdd79.jpg
Yazar: Meriç Ulukuş
Eklenme Tarihi : 4.05.2021 07:43:00
Yazar : Meriç Ulukuş
Eklenme Tarihi : 04.05.2021 - 7:43:00